meditasyon üzerine bir çeviri

Sally Kempton'ın kaleme aldığı yazıyı, blogum ve ilgililer için Türkçe'ye çevirdim. Meditasyona farklı bir bakış açısı getirmenize olanak tanıyabilir bu metin. Bilincinizin ve düşüncelerinizin birbirinden ayrı kavramlar olduğuna sizi ikna edebilir. Daha da önemlisi, meditasyon yapmanız için sizi teşvik edebilir.
Kaynak: https://www.yogajournal.com/meditation/manifest-a-bright-future



Daha Parlak Bir Gelecek İçin Düşüncelerinizle Nasıl İş Birliği Yapmalısınız?

Meditasyonun bana kazandırdığı en büyük armağanlardan biri, kendi zihnimle olan mücadelem sayesinde ortaya çıktı.

Bildiğiniz gibi, akıl, sakinleşmeye ve sessizleşmeye karşı koyar. Planlamayı, eleştirmeyi, endişelenmeyi ve Kendrick Lammar ilk Grammy ödülünü hangi yılda kazanmıştı? gibi soruları takıntı haline getirmeyi daha çok tercih eder.

İlk meditasyon yaptığım zamanlarda, ve yıllar sonrasında da, 40 dakikalık seanslarım; kısa süreli mantra odaklanmalarının ve mantra tekrarlarının döngüsünden, ve rahatlamanın durgunluğa dönüştüğü periyodlardan oluşuyordu.

Aşırı aktif (ve bazen aşırı gergin) zihnimle yüzleşmek bir ejderhayla karşı karşıya olmak gibiydi bazen. Bu ejderha (zihnim) ateş ve duman püskürttüğü zamanlarda, mantrama tutunurdum ve mantramın beni dizginleyen bir ip gibi düşünürdüm. Fakat birkaç dakika içinde ejderha yularını koparır ve vahşice etrafı kamçılardı. Ve sıklıkla zamanlayıcımdaki çan sesi çalıp beni bu zorlu süreçten kurtarana dek geri dönmeyi başaramazdım.

Fakat zaman sonra, komik bir durum fark ettim. Zihnim, bir saatlik seansın son beş dakikasına doğru zar zor sessizleşse de, daha farklı davranmaya başlamıştı. Düşüncelerim yükseldiğinde, onları eskisi kadar ciddiye almıyordum. Aslında, hangi düşüncelere ağırlık vereceğimi seçebilmeye başlamıştım.

Görünen o ki meditasyon yaparken karşılaşılan odaklama ve şu anda kalabilme mücadelesi size kimliğinizi düşüncelerinizden ayırabilmeyi öğretiyor. Bunu asla doğru dürüst beceremeyeceğim gibi sizi güçsüz kılacak olağan bir düşünceye kapılacaksınız. Daha sonra, zihninizin başka bir köşesi konuşacak ve size şunu hatırlatacak: Bu sadece bir düşünce, ve ben buna inanmak zorunda değilim. Bu, şu demek oluyor: Aklınızın bir tarafı aslında olumsuz düşüncenizden ayrı kalabilmiş, onu gözlemleyebilmiş ve bırakabilmiş.

Bunu, her gün 15 dakika için bile olsa yapmaya devam ederseniz, nihayetinde zihninizin nasıl çalıştığı ve onun fırtınalı düşüncelerini nasıl eğitebileceğiniz hakkında çok şey öğrenmiş olacaksınız. Hangi fikirlerin size kötü hissettirdiğini, hangilerinin sevginizi ve netliğinizi artırdığını, ve hangilerinin yalnızca gürültüden ibaret olduğunu fark edeceksiniz. Aklınızın, sizi söylediği şeylere inandırırken kullandığı numaraları kavrayabilmeyi öğreneceksiniz —Şimdi kalkıp yemek yemezsem, oda arkadaşım kepekli muffinlerin hepsini bitirecek! —ve bir düşünceyi, onu atlamadan salıvermeyi deneyimleyeceksiniz.

Sonucunda, düşünce akışınız bir karmaşa ve olumsuzluk girdabı gibi hissettirse de, bu kargaşanın içinden geriye doğru adım atıp, bir tanık olabildiğinizi göreceksiniz. Yavaş yavaş zihninizle mi yoksa düşüncelerinizle mi karşı karşıya kaldığınızın ayrımını yapabileceksiniz. Kendi bilincinizle ve inşa edilmemiş farkındalığınızla giderek daha samimi olmaya başlayacaksınız.

Bazı geleneklerde, Ben bir tanığım, düşünce değil! kavramı asıl amaçtır. Doğruluk payı var; içimizdeki tanığı fark etmek kişisel ve ruhani gelişimin anahtarı. Bu çok bariz: Kendinizi, (direkt duygularınızın kendisi değil de) onların tanığı olarak adlandırırsanız, hayat kötüye gittiğinde çok daha özgür hissedersiniz. Farkındalık egzersizleri tanık olma bilincini geliştiriyor, tıpkı Ramana Maharshi’nin ve modern Zen öğreticilerinin uyguladığı meditasyon pratikleri gibi. Hatta bu geleneklerde kendinizi vücudunuz, kişiliğiniz ve mental yaratımlarınız yerine bir tanık olarak tanımlayabilmeniz kurtuluş olarak isimlendiriliyor.


Fakat bu tanığın gücünü keşfetmenin sadece başlangıç olduğunu kabul eden başka gelenekler de mevcut. Tantric felsefenin zihne karşı daha pratik, ve bence, daha heyecanlı bir duruşu var. Tantra, zihni Evrensel Bilincin kesin yaratıcılığı ile tanımlıyor—tüm yaşamı ve bazı insanların Tanrı dedikleri şeyi kapsayan, çözümü zor, yaman bir enerji. Tantric bilgeler zihninizin, evrenin mikrokozmik bir versiyonu olduğunu iddia ediyorlar, bu evrenin var olduğunu hayal eden engin, yaratıcı zeka. Önemli bir metin, Tanınırlık Sutraları, evrensel zekanın, bir büzülme işlemi ile sizin zekanız haline geldiğini söylüyor, tıpkı H₂O'nun buhar olarak başlayabilmesi, suya yoğunlaşması ve daha sonra buz olarak donması gibi. Düşünceleriniz yoğunlaşmış formda olduklarında çok sağlam görünüyorlar, ancak düşünceleriniz farklı konfigürasyonlarda eriyebilir, tahliye edilebilir, çözülebilir ve yeniden şekillendirilebilirler.

Bu bakış açısına göre, onlar (düşüncelerimiz) gerçekte bilincin sıkıştırılmış patlayıcıları. Bir açıdan da, bulutlar gibi temelsizler. Fakat tıpkı bulutların nem taşıdığı gibi, her düşünce enerji taşır. Bu düşüncenin enerjisini dizgilneyebilir, şekillendirebilir ve onunla oynayabilirsiniz. Negatif bir düşünceyi pozitif bir düşünceyle değiştirebilirsiniz ki bu ruh halinizi ve hatta fiziksel durumunuzu dahi etkileyecektir. Hayal gücünüzü bir projenin olumlu bir sonucunu görselleştirmek ve bu sonuca etki etmek için kullanabilirsiniz.

Öğrendik ki düşünceleri yaratıcı güç unsurlarıdır. Bilinçli veya bilinçsiz, deneyimlerimizi şekillendirdiğimiz araçlardır. Kafamızda dolaşan her düşünce bu güce sahip olmasa da, nasıl elde edeceğinizi, yöneteceğinizi ve sonuç alabileceğinizi biliyorsanız, bu sıradan düşüncelerin enerjilerini daha sevgi dolu ve güçlü gerçeklikler yaratırken kullanabilirsiniz.

Düşüncelerin akışına ve azalmasına tanıklık etmeyi öğrenmek ilk adımımız, çünkü zihnimizin yaratıcı potansiyelini kendimizi geride tutana dek bilinçli bir şekilde kontrol edemeyiz.
Zihnini değiştir, hayatın değişsin

Şimdilerde sinirbilimciler, çoğumuzun beyninin alışılagelmiş, tekrara dayalı, sıklıkla olumsuz düşünme örüntülerinin bulunduğu durumunu “varsayılan mod ağı” olarak adlandırıyor. Meditasyon (ayrıca, psilosibin ve LSD gibi psikoaktif maddeler) varsayılan mod ağını kapatarak, akıl olarak adlandırdığımız zekanın anlaşılması zor sahasındaki sınırsız gücü neredeyse tamamiyle deneyimlememizi sağlıyor; zihnimizdeki gürültünün kontrol edilemeyen deneği olmaktan çıkıyoruz. (vrittis).

Yoga geleneğinin ustaları bu meselenin çok uzun zamandır farkındaydı. Vedanta’nın meşhur bir metninde şu cümle açıkça belirtilir: “Bilinicinizin ve düşüncelerinizi toplarsanız aklınıza ulaşırsınız. Düşüncelerinizi bilincinizden çıkarırsanız, Tanrıya ulaşırsınız.” Bu fikrin barındırdığı anlam radikal, ve 19. yüzyılda Hindu akımını keşfeden Batılı filozoflar bu düşüncenin içinde kaybolmadı. Ralph Waldo Emerson ve William James gibi faydacı isimler hayal gücünün büyük etkisini kavradılar. Aklımızı, kendi ihtimallerimizle şartlandırdığımız fikirlerden kurtarmayı öğrnediğimizde, yaşam deneyimimizi büyük ölçüde değiştirebileceğimizi anladılar.

Kendi düşüncelerinizi şekillendirmek için meditasyon disiplininizi ortaya koyduğunuz sürece, hayatınızı yönlendirebilmenin yollarını keşfedeceksiniz.

Örneğin, her sabah meditasyon esnasınde “Odaklandım, farkında ve sevecenim.” gibi bir hedef belirlerseniz, günün geri kalanında bu ifadenin nasıl hareket ettiğinizi, davrandığınızı ve nasıl düşündüğünüzü etkilediğini görmeye başlayacaksınız. Tabii ki defalarca unuttuğunuz, koptuğunuz da olacak ama biraz zaman geçtikten sonra geriye dönüp baktığınızda, kafanızın içinde farklı bir iklim yarattığını fark edeceksiniz. Eskisinden daha fazla odaklanmış, daha çok farkında ve sevecen olacaksınız.

Başka bir deyişle, kendi bilincinizin incelikli materyalini daha güzel bir forma dönüştüreceksiniz. Siz veya bir başkası için bolluk ve başarı dolu bir hayatın imgelemesini hayal edebilirsiniz. Sorular sorabilirsiniz ve bunlar size ilham olarak geri dönebilir. Başkaları için dua edebilir hatta insanların birbirlerini ve gezegeni daha çok beslediği bir dünyayı hayal edebilirsiniz.

Düşüncelerinizin şeffaf enerjisiyle birebir deneyim kazandığınızda, atmosferde somut manevralar yaratmak için kendi bilincinizi kullanan bir zeka aktivisti olacaksınız — ailenizde, organizasyonlarda, hatta politik ortamda bile. Spor psikologları, neredeyse 1960'lı yıllardan beri, kusursuz bir servisi kafasında görselleştiren bir tenisçinin, daha iyisini yapma şansına sahip olduğunu biliyorlar. Başarılı olacağınıza inanmanın bir görevi tamamlama yeteneğinizde büyük bir fark yarattığını biliyoruz. Bu prensibi, hayal gücünüz olan bilinç alanında ustaca oynamayı öğrendikten sonra yaşamın her alanına uygulayabilirsiniz. Ve motivasyonunuz başkalarına ve dünyaya faydalı olmak olduğunda, düşüncelerinizin hayal ettiğinizden daha fazla etkisi olacaktır.
Etkin Bir Katılımcı Olmak

Bunu meditasyonunuzun bir parçası olarak düşünün. Bir meditasyon süresinin sonunda, yaşamınız için daha iyi hale getireceğine inandığınız bir niyeti geliştirmek için yalnızca beş dakika ayırabilirsiniz. Zihninizi gezegen için iyileştirici bir vizyonla veya değer verdiğiniz biri için bir dua ile doldurduğunuzu düşünün. Bu sürece başlamadan önce, tezahür etmek istediğiniz amacınızı düşünerek biraz zaman geçirin. Önümüzdeki haftalarda gerçekleşeceğini bilerek, şimdiki zaman yapısını kullanarak bir yere not edin. Örnek olarak, kar amacı gütmeyen bir arkadaşın kendisi için yarattığı niyeti: Kasabamızdaki okullara daha fazla sanat, müzik ve dans getirmemize yardımcı olan biricik arkadaşlarımla çevrelenmişim ve sevgi, samimiyet ve bolluk içinde yaşıyorum. 2017’ye dek eyaletteki tüm okullarda sanat programları yapmaya başlamış olacağız.

Bu niyetini 2013 yılında bir not defterine yazdı ve not defterini çok gecikmeden kaybetti. Birkaç yıl sonra defterini çekmecenin dibinde keşfedince, istediği her şeyin gerçekleştiğini de fark etmiş oldu.

Elbette, sonuç için çok çalışmak zorundaydı. Amacı sadece zihinsel bir egzersiz değildi, aynı zamanda organizasyonunun çalışmasına da yön vermeliydi.

Benim tavsiyemse şu: Kendim, ailem ve dünyaya en iyisini sunabilmek için ne yaratmak istiyorum? diye düşündüğünüzde birkaç dakika meditasyon yapın. Aklınıza gelenleri not edin, daha sonra amacınızı veya duanızı net, güçlü bir şekilde işleyin. Ve bunu meditasyonunuza dahil edin.

Her zaman oturduğunuz gibi oturun, nefesinize veya mantranıza veya sizin odaklanmanıza yardımcı olan diğer tekniklere yoğunlaşın. Düşüncelerinizi gözlemlemek için biraz bekleyin. Fikirlerin nasıl ortaya çıkıp kaybolduğuna tanıklık edin. Kendinize hatırlatın, Bu düşünceler benim enerjim, ve her düşünce gerçekliğe dönüşecek potansiyelde.

Basit bir düşünce ile başlayın, ve bu düşünce kaybolana dek onu ciddi bir konsantrasyonla takip edin. Seni seviyorum gibi pozitif bir düşünce olsun bu, ya da en azından nötr bir şey. Ben, Ben(I am) mantrasını odak noktam olarak kullanmayı seviyorum.

Kelimeye ya da ifadeye yoğunlaştıkça, kısa duraksamalar olduğunu aşama aşama fark edeceksiniz.

Yeni bir düşünce (zihninizde) yükselmeden önce, kendinizi o saniyenin kırılma noktasına verin. Bu sessizliğin boşluğunda, amacınızı aklınıza getirin ve şimdiki zamanda onu benimseyebilmek için hatırlayın.

Amacınızın sizi bütünüyle tamamladığı bir memnuniyet içinde yaşadığınızı hayal edin. Hayatınızın bollukla dolu olduğunu düşünün. Herkesin yeteri kadar yiyeceği olduğu bir dünyanın nasıl görüneceğini fark edin. Çocuğunuzu, kabul edilmeyi umduğu okulun kampüsünde gezinirken hayal edin.

Birkaç nefes boyunca amacınıza ve bunun getirdiği tatminkarlığa odaklanın. Sonra bırakın gitsin, dikkatiniz yükselen ve alçalan nefesinizin burun deliklerinizdeki hissiyatına dönsün. Veya, sadece durun, aklınızdaki niyetinizin eriyip gitmesiyle oluşan boşlukla, öylece durun.

Rastgele düşüncelerin de içi dolu fikirlerin de kaynağına doğru eridiği bu boşluğun yaratıcı bir güçle dolduğunu fark edin. Zihninizdeki sessiz merkezin her an ürettiğini kavrayın. Kendi kafanızın içindeki yaratıcı güce şaşırabilmek için kendinize izin verin. Ve bir kez daha kararınızı bu gücü, doğum hakkınız olan bu gücü, büyümek, kendinizi değiştirmek ve dünyayı iyileştirmek için kullanın.

Comments